<< Diğer Yazılarım

KARDAK KRİZİ

KARDAK KRİZİ

GİRİŞ

        Bu çalışmada Türkiye - Yunanistan ilişkilerinin bir sıcak çatışmaya dönüşme ihtimalinin yakından hissedilmesine neden olan Kardak Krizi süreci kapsamında Kardak Kayalıkları'nın statüsünün, kriz sürecinde yaşanan askeri, diplomatik ve uluslararası girişimler üzerinden kriz sürecinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda  öncelikle Ege'de 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile Yunanistan'a devredilmemiş ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan "halefiyet yolu" ile Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal eden ada, adacık ve kayalıklardan biri olan Kardak Kayalıkları'nın temel özellikleri ve Türkiye ile Yunanistan açısından önemi üzerinde durularak Türkiye ile Yunanistan'ın kriz sürecinde izledikleri stratejiler, krizin çözüme kavuşturulması yolundaki çabalar ve Kardak Kayalıkları'nın aidiyetiyle ile ilgili tezler ele alınacaktır. Bu çalışma sayesinde Kardak Krizi'nin nedenleri, tarafların tezleri ve 38 günlük kriz sürecinde iki ülke arasında yaşanılanlarla Kardak Krizi'nin  nasıl yönetildiğine dair bir kayıt oluşturulacaktır.
 

1.    KARDAK KAYALIKLARI'NIN STATÜSÜ

 
          Kardak Kayalıkları, 25 Aralık 1995 tarihinde Türk bandıralı "Figen Akat" isimli kuru yük gemisinin kayalıkların yakınında karaya oturmasına kadar hem Türkiye hem de Yunanistan tarafından büyük ölçüde önemsenmemiş ve üzerinde hassasiyetle durulmamış "ikiz kayalık"[1] olması yanında kendi taşıdıkları önemden ziyade Ege'deki benzer statüdeki "aidiyeti/egemenliği tartışmalı" ada, adacık ve kayalıklar bakımından örnek teşkil edeceklerdir. Bu bağlamda Kardak Kayalıkları'na sahip olmak demek her iki ülke açısından da bölgedeki diğer coğrafi oluşumların egemenlik altına alınması açısından önemli avantajların elde edilmesi demektir.  Ancak Kardak Krizi'nin incelenmesine geçilmeden Kardak Kayalıkları'nın özellikleri ile önemi üzerinde durularak kayalıklar hakkında genel bir bilgiye sahip olmak konunun daha iyi kavranması açısından daha uygun olacaktır.

 

1.1. Kardak Kayalıkları'nın Özellikleri

 
         Yunanistan yarımadası ile Anadolu yarımadası arasında bulunan ve "yarı-kapalı deniz"[2] niteliğinde olan Ege Denizi üzerinde "Ege Adaları"[3] olarak adlandırılan yaklaşık 3000 civarında ada, adacık ve kayalık bulunmaktadır. Ancak bunların büyük bir çoğunluğunun üzeri insan yaşamına elverişli olmadığından yaklaşık 100 kadarının üzerinde yaşam durumu mevcuttur. Bu ada, adacık ve kayalıkların büyük bir çoğunluğu Yunanistan'a aittir.

         Ege Denizi'ndeki adaların sahip oldukları coğrafi konumları, egemenlik devirlerinin tarihsel süreçleri, bu adalara ilişkin yapılan ikili ve uluslararası antlaşmaların düzenleniş biçimleri, jeopolitik ve stratejik önemleri dikkate alındığında bu adalar,  genel olarak 5 grupta aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir. [4]
 

1)      Boğazönü Adaları,

2)      Saruhan Adaları (Kuzey Doğu Ege Adaları),

3)      Menteşe Adaları  (Güney Doğu Ege Adaları),

4)      Kuzey Sporat Adaları,

5)      Kiklat Adaları

 
           Ege Adaları'nın bu sınıflandırmasına göre Kardak Kayalıkları, Menteşe Adaları (Güney Doğu Ege Adaları) grubunda yer almaktadır. Menteşe Adaları, Kuzey - Güney istikametindeki deniz ulaşım hatlarını kontrol altında bulunduran coğrafi oluşumlar olmasının yanında Anadolu'ya yapılacak herhangi bir taarruz durumunda Anadolu'nun savunmasında "ileri karakol" görevini ve Anadolu'dan yapılacak bir taarruzda da "sıçrama tahtası" görevini yerine getirecek bir konumdadırlar.[5] Ayrıca bir kısım Batılı müellif tarafından "Güney Asporatlar" olarak adlandırılan Menteşe Adaları'nın en önemlileri  Eşek Adası, Keçi Adası, Rodos, Çoban Adası gibi coğrafi oluşumlardır.
 

Harita1: Ege Denizi Ada Grupları[6]


            Ege Denizi'nde Kardak Kayalıkları'nın da dahil olduğu 150 civarında ada, adacık ve kayalığın hangi ülkeye ait olduğu tartışma konusudur. Yani bunlar "ihtilaflı" ya da "aidiyeti/egemenliği tartışmalı" ada, adacık ve kayalık statüsündedirler. Bu coğrafi oluşumların hangi ülkeye ait olduğunun tespit edilememesi de Ege'deki siyasi sınırların belirlenmesinde en önemli sorundur. 
 
             Diğer taraftan Yunanca "Imia" olarak adlandırılan Kardak Kayalıkları, aralarında yaklaşık 325 m.'lik bir mesafe bulunan Doğu ve Batı Kardak olmak üzere iki kayalıktan oluşmaktadır. Doğu ve Batı Kardak Kayalıkları'na ilişkin veriler Tablo 1'de sunulmuştur.[7]  Bu tablodan da anlaşılacağı üzere Kardak Kayalıkları'na en yakın Yunan adası 5.4 ve 5.65 mil uzaklıkta bulunan Kalimnos (Kelemez) Adası iken en yakın Türk adası da 2.2 ve 2.4 mil uzaklıkta bulunan Çavuş Adası olduğundan ve Anadolu'ya olan 3.6 ve  3.9 mil'lik mesafede dikkate alındığında Kardak Kayalıkları Türkiye'ye daha yakın bir konumdadır.

  DOĞU KARDAK
37º 03' 03'' N, 27º 09' 04'' E
 
BATI KARDAK
37º 02' 55'' N, 27º 08' 47'' E
BOYUT 120 X200 m. 100 X 180 m.
YÜZÖLÇÜM 19.730 m² 16.680 m²
ARA MESAFE 325 m.
ANADOLU'YA MESAFE 3.6 MİL 3.9 MİL
KALİMNOS'A MESAFE 5.65 MİL 5.4 MİL
ÇAVUŞ ADASI'NA MESAFE 2.2 MİL 2.4 MİL

                                           Tablo1: Doğu ve Batı Kardak Kayalıklarına ait veriler
 

1.2. Kardak Kayalıkları'nın Önemi

 
        Türkiye ile Yunanistan hem karadan hem de denizden komşu iki ülke olmaları münasebetiyle iki ülke arasındaki ilişkilere bakıldığında tarihi süreç içerisinde sağlıklı ilişkiler gözlenebildiği söylenemeyeceği gibi daha çoğunlukta çatışmaya dönüşme ihtimali yüksek, gerilim ve kriz içerisinde bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Her an çatışmaya dönüşebilecek bu anlaşmazlıklar Kıbrıs sorunu yanında Ege Denizi'nden kaynaklı ortaya çıkmaktadır. Çünkü iki ülke arasında yaşanan karasularının genişliği ve kıta sahanlığının sınırlandırılması bağlamındaki sorunlar Ege Denizi'nden kaynaklı sorunlardır.
 
           Ege Denizi'nin Karadeniz'in Akdeniz'e bağlandığı güzergah üzerinde bulunması ve Ege Denizi'nin stratejik açıdan önemli olması hem iki kıyıdaş ülke hem de bölgesel ve küresel güçler ve kuruluşlar için önemli bir yere sahip olması da Ege Denizi'nin önemini artırdığından Ege Denizi'ndeki iki ülke arasındaki mücadelenin şiddetinin de artmasına neden olmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde Ege Denizi'ndeki kıta sahanlığı, karasuları, hava sahası ile ada, adacık ve kayalık gibi coğrafi oluşumların aidiyetinin/egemenliğinin tartışmalı oluşu uyuşmazlık yaşanmasını tetiklediği gibi dünya denizlerindeki mevcut ve potansiyel uyuşmazlıklar içerisinde en önemlilerinden biri haline de getirmektedir.
 
          Nitekim Ege Denizi'nde yaşanan Kardak Krizi'ne bakıldığında her iki ülke açısından da verilecek en ufak bir taviz Ege'de bulunan ihtilaflı diğer ada, adacık ve kayalıkların durumunu da etkileyebileceğinden Kardak Kayalıkları'nın durumu önemlidir. Ege Denizi'nde Yunanistan %43.5 ve Türkiye %7.5 oranında karasuları alanına sahip olduğu düşünülürse Kardak Kayalıklarının da içinde bulunduğu ihtilaflı ada, adacık ve kayalıkların  %6'lık bir karasuyu alanına sahip olması her iki ülke için nedenli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. İhtilaflı adaların Türkiye'nin egemenliğinde olduğu düşünülürse bu adalardan kaynaklı %6'lık ilave bir pay Türkiye'nin mevcut karasuları alanının yaklaşık %80 oranında artması ve ilave bir egemenlik alanı demektir. Dolayısıyla Kardak Kayalıkları bir kaç futbol sahası büyüklüğünde bir taş ve kaya parçası veya keçi otlatmaktan başka bir işe yaramaz denilerek  önemsizleştirilmesi yerine kıta sahanlığı, karasuları ve hava sahası açısından önemi anlaşıldığında iki ülkenin savaş eşiğine gelmesinin nedeni daha iyi kavranabilir. 
 
           Kısacası Yunanistan'a devredilmeyen halefiyet yolu ile Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal eden ada, adacık ve kayalıklardan olan Kardak'ın egemenliğinin kaybedilmeyip tescil edilmesi ile elde edilecek siyasi ve hukuki avantajlar Türkiye açısından hayati önem arz etmektedir.  
 

2.    KARDAK KRİZİ

 

2.1. Kardak Krizi'nin Oluşumu

 

Foto 1: Figen Akat Gemisi[8]

 
           25 Aralık 1995 günü "Figen Akat" isimli bir Türk ticaret gemisinin Kardak Kayalıkları yakınında karaya oturması sonucunda bahse konu kayalıklar, Türk ve Yunan taraflarının "aidiyet" iddiasında bulunmaları nedeniyle  kıyıdaş iki ülke arasında savaşın eşiğine kadar götürecek bir krizin yaşanmasına neden olmuştur. Kaza mahalline gelen Yunan Sahil Güvenlik botları, kaza mahallinin Yunan karasuları içinde olduğunu ve kurtarma işleminin Yunanistan'a ait römorkör tarafından yapılacağını bildirmesi üzerine Figen Akat gemisinin kaptanı nazik bir tavırla yardım teklifini geri çevirerek, Türk karasularında olduklarını ve Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan yardım talebinde bulunduklarını belirtmiştir.
 
        Bunun üzerine "Ömür Kurtarma" isimli Türk şirketi tarafından kiralanıp Türk Bayrağı çekilen kurtarma gemisinin[9] Figen Arat gemisini kurtarma işlemi sürerken Yunanistan, 26 Aralık 1995 tarihinde bir nota vererek söz konusu geminin Yunanistan karasularında bulunduğundan kurtarma işleminin durdurulmasını istemiştir. Türkiye, aynı gün Yunanistan'a vermiş olduğu bir nota ile Yunanistan'ın bu iddialarını reddetmiştir. Ancak gemide yürütülen kurtarma çalışmaları sürerken Yunanistan'a ait hücumbotları gemiye yanaşarak kurtarma işlemlerini durdurtmuş ve Yunanistan'a ait bir römorkör gemiyi karaya oturduğu yerden çekerek kurtarmaya çalışmıştır. Bu arada kurtarma halatının römorkörün fırdöndüsüne sıkışması Türk gemisinin bu halatı keserek Türk karasularına girişi ile sonuçlanmıştır. Gemi daha sonra Güllük limanına çekilmiştir.[10] Her ne kadar 26 Aralık 1995 tarihinde Figen Akat isimli gemi, Güllük Limanı'na çekilmiş olsa da bu gemi her iki ülkenin de aidiyetinin kendine ait olduğunu iddia ettiği ama ihtilaflı ada, adacık ve kayalıklardan biri olan Kardak Kayalıkları'nın aidiyeti üzerinden kıyıdaş iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiş bir soruna dönüşmüştür.
 

2.2. Kardak Krizi'nin Tırmanması

 
           Türkiye ile Yunanistan arasında deniz sınırlarının karşılıklı anlaşma ile belirlenmemiş olmasından dolayı bir gemi kazası durumu bile iki ülke arasında teati edilen notalar neticesinde Kardak Kayalıkları'nın aidiyeti ve egemenliği konusundaki anlaşmazlıklar resmi bir nitelik kazanarak iki ülke arasında ciddi bir kriz yaşanmasına neden olmuştur. Nitekim Yunanistan Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı P. Vlassopoulos, 9 Ocak 1996 tarihinde Türk Dışişleri Bakanlığı'nda Denizcilik - Havacılık Genel Müdür Yardımcısı'nı ziyaret ederek, Kardak Kayalıkları'nın Yunanistan'a aidiyetini ileri süren bir nota vermiştir.  Bu nota'da, 1932 Sözleşme ve Toplantı Tutanağı'na atfen "Imia (Kardak)" Kayalıkları'nın 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde "halefiyet yolu" ile Yunanistan'a ait olduğu iddia edilmiştir. Bu çerçevede bu sınırlamanın 3/9 Ocak 1948 tarihli ve 518 sayılı kanunda yer aldığı ve bunun Resmi Gazete'de yayımlandığı, Türk Tapu Kayıtları'nın bir hüküm ifade etmediği öne sürülmüştür. Yunanlı Müsteşar, sözlü olarak da Türkiye'nin Yunan toprağı üzerinde doğrudan hak iddia eden bu yaklaşımını ciddi bir olay nitelendirdiklerini, bunun ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini belirtmiştir.[11] 10 Ocak 1996 günü, Yunanistan Türkiye'ye ikinci bir nota daha vererek, Kardak Kayalıkları'nın Yunanistan'a ait olduğu iddiasını yinelemiştir.[12]
 
        Diğer taraftan Yunanistan'da Kostas Simitis'in hükümeti kurmakla görevlendirilmesinin hemen ardından Kardak konusu Yunan basınında geniş yer almaya başlaması ile birlikte Yunan basınının aşırı milliyetçi üslupta Türkiye karşıtı kampanya başlatmasına neden olmuştur. Mesela devlet yanlısı Grama Gazetesi, 20 Ocak 1996 tarihli sayısında "Türkiye'den Aşırı Tahrik" başlıklı haberle Yunan toplumunun konuya dikkatlerini çekmiştir.[13] Nitekim iki ülke arasında diplomatik yollarla görüş alışverişinde bulunulduğu bir dönemde iki ülke medyasının, kamuoyunun ve siyasilerinin arasında konunun bir ulusal mesele olarak algılanması krizi tırmandıran bir gelişmedir. Yunan basınının aşırı milliyetçi bir üslupta konuyu işlemesi üzerine Kalimnos (Kilimli) Adası Belediye Başkanı Dimitris Diakomichalis'in 26 Ocak 1996 tarihinde yanına adanın papazı ile aileleri ve Yunan televizyon kanalı "Antenna"dan aralarında Gazeteci Dinopulos'unda bulunduğu bir çekim ekibini alarak Yunan Sahil Güvenlik botlarının korumasında Kardak Kayalıkları'na çıkıp marşlar söyleyerek Yunan bayrağını kayalıklara dikmesi ve bu bayrak dikme girişiminin de bir gün sonra televizyon kanalından yayınlanmasının ardından 27 Ocak 1996 tarihinde Hürriyet Gazetesi'nden iki muhabir bir helikopter ile Kardak Kayalıkları'na giderek Yunanlıların dikmiş oldukları bayrağı indirip Türk bayrağı dikmişlerdir. Adaya her iki bayrak dikme olayına ait görüntülerin basında yer almasından sonra iki ülke arasında diplomatik alanda yoğunlaşan görüşmeler giderek sertleşmiştir.
 

Foto2: Kalimnos Adası'ndan Kardak Kayalıkları'na çıkıp Yunan Bayrağı Diken Grup[14]

 

Foto 3: Kalimnos Adası'ndan Kardak Kayalıkları'na çıkıp Yunan Bayrağı Diken Grup[15]

 

Foto 4: Hürriyet Gazetesi Muhabirlerinin Kardak Kayalıkları'na Türk Bayrağı Dikmeleri ile ilgili 28 Ocak 1996 tarihli gazete manşeti[16]

 
             Türk Gazetecilerin adaya Türk bayrağını dikmesine ait görüntülerin basında yer almasının ardından 28 Ocak 1996 tarihinde Yunanistan hükümeti, bir askeri timi adaya göndererek Türk Gazeteciler tarafından dikilen Türk bayrağını indirtmiş ve Doğu Kardak'a Yunan bayrağı çekerek askeri timi adaya konuşlandırıp bölgeye Yunan Deniz Kuvvetleri unsurlarını da sevk etmiştir.  
Türk ve Yunan Deniz Kuvvetleri'ne ait hücumbotların Yunanistan'ın bayrak çektiği Bodrum yakınlarındaki Kardak Kayalığı (İmia) çevresinde karşı karşıya gelmeleri nedeniyle, Yunanistan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos, Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Ümit Pamir'le makamında görüşmüştür. Pangalos görüşme sonunda yaptığı açıklamada, Kardak Kayalığı'nın, Yunanistan'a ait olduğunu iddia ederek söz konusu gelişmenin iki ülke ilişkilerine olumsuz etkisi olacağını belirtmiştir.[17] Öte yandan Yunanistan Savunma Bakanı Yerasimos Arsenis, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Nikos Kuris, Genelkurmay Başkanı Hristos Limberis ile üst düzey subaylarla Ege'deki gelişmeler ile ilgili olarak gerçekleştirdiği toplantı sonunda yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın tutumunun net olduğunu belirterek "Silahlı kuvvetlerimiz bütün sınırlarımızın korunması konusunda en üst düzeyde hazırdır" [18] Yunanistan Savunma Bakanı Yerasimos'un gerilimi tırmandıran bu açıklamaları üzerine Dışişleri Bakanlığı Yunanistan İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi İnal Batu, Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Dimitri Nezeritis'i bakanlığa çağırarak[19] kendisine Türkiye'nin tepkisini içeren bir nota verilmiştir. Bu notada Kardak Kayalıkları'nın Türk toprağı olduğu ve bu kayalıklarının mülkiyetinin Muğla ili, Bodrum ilçesi, Karakaya Köyü kayıtları kapsamında olduğu bildirilmiştir.
 
          Türkiye - Yunanistan arasında yaşanan bu gelişmeler üzerine dönemin Başbakanı Tansu Çiller başkanlığında Dışişleri Bakanı Deniz Baykal, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Onur Öymen, Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Çevik Bir, MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ve Genelkurmay yetkililerinin de katılımıyla 29 Ocak 1996 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu sonrasında bizzat Başbakan Tansu Çiller tarafından yapılan açıklamada Yunanistan'ın Kardak Kayalıkları ile ilgili oluşturduğu fiili durum değerlendirilerek Yunanistan'ın Kardak'ta egemenlik iddiasında bulunamayacağı, sorunun diplomatik müzakerelerle çözmek istenildiği ve BM ve NATO nezdinde girişimlerde bulunulduğu belirtilerek Türkiye'nin egemenlik haklarından vazgeçmemesinin mümkün olmadığı ve Kardak Kayalıkları'ndaki Yunan bayrağı indirtilip Yunan askerlerinin de adadan geri çektirileceği açıklanmıştır.[20] Bu toplantının ardından Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Deniz Baykal, Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Dimitrios Nezeritis'i kabul ederek, Türkiye'nin Kardak Kayalıkları ile ilgili görüşlerini içeren bir nota vererek Türkiye'nin, Ege'deki Yunan oldu bitlilerini kabul etmesinin söz konusu olmayacağını belirtmesinin ardından "Haklarımızı korumasını biliriz"[21] demesi Yunanistan tarafına bu konuda diplomatik yollardan sorunun halledilememesi durumunda askeri yoldan çözüm aranacağı mesajı verilmiştir. Deniz Baykal, aynı gün düzenlenen CHP Grup Toplantısı'nda konuyu ele alarak konuyu müzakere yolu ile çözmek istediklerini bir kez daha dile getirmiştir.[22] Türkiye tarafında yaşanan bu gelişmelerin akabinde Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Türkiye'ye karşı bu konuda sert ve kararlı olduklarını[23] ilan ederken  ellerindeki imkanları Türkiye'ye karşı kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini açıklamıştır.
 
         Türkiye'nin Kardak Kayalıkları'ndaki Yunan bayrağının indirilmesi ve Yunan askerinin geri çekilmesi konusunda Yunanistan'ın geri adım atmaması üzerine Başbakan Tansu Çiller'in Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i 30 Ocak 1996 tarihinde konu ile alakalı bilgilendirme görüşmesi sonrasında "Türkiye, toprağı üzerinde bir başka ülkenin askerine müsaade edemez. Bu bayrak inecektir, bu asker gidecektir. Eğer farklı düşünenler varsa, bunun çözümü müzakerelerde ele alınmasıdır. Türkiye buna hep hazır olmuştur. Barışçı misyonumuz devam etmektedir. Bir oldubittiyi de Türkiye kabullenemez."[24] şeklinde yaptığı açıklaması ile Türkiye'nin bu konuda nedenli kararlı olduğunu bir kez daha ortaya koyarken Yunanistan'a da söylem düzeyinde bir "zımni ültimatom"[25] vermiştir.
 
          Nitekim Başbakan Tansu Çiller,  Dışişleri Bakanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, MGK Genel Sekreteri ile askeri ve sivil yetkililerle gerçekleştirdiği güvenlik toplantısının bitiminde "Devletimiz, bütün gerekli hazırlıklarını her alanda devamlı olarak tekamül ettirmiştir"[26] şeklinde açıklaması da her türlü ihtimale hazır olunduğunu gösterdiği gibi Türkiye'nin bu konuda kararlı olduğunu bir kez daha  göstermiştir. Ancak Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'in Yunan Parlamentosu'ndaki konuşması sırasında "...Kardak Yunan'dır. Biz çekilmeyeceğiz."[27] şeklindeki sözleri ile Yunan Dışişleri Bakanı'nın da parlamentodaki konuşması sırasında Kardak Kayalıkları'ndaki Yunan bayrağını indirmeyeceklerini ve kayalıkları Türkiye'yle asla müzakere konusu yapmayacaklarını açıklaması düşünüldüğünde Yunanistan'ın uluslararası hukuka aykırı olarak yaptığı bu girişimi sona erdirme gibi bir düşüncesi olmadığı ortaya çıktığı gibi söz konusu kayalıkların kendilerine ait olduğunu iddia ederek, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne mensup askeri gemilerinde sözde karasularından çekilmesini talep etmiştir.
 

Foto5: 30 Ocak 1996 Tarihli Hürriyet Gazetesi Manşeti[28]
 

2.3. Kardak Krizi'nin Sona Ermesi


          İki ülke arasındaki gerginliğin tırmanıp iki ülke açısından bir çatışma veya bir savaş ortamına dönüşme ihtimalinin yükselmesi üzerine ABD Başkanı Clinton, 30 Ocak akşamı iki devletin yöneticileri ile telefonla görüşüp iki NATO müttefikinin gerginliği tırmandıracak davranışlardan kaçınmasını istemiştir. Ancak Türkiye tarafı diplomatik kanalları açık tutmakla birlikte söz konusu kayalıklardaki Yunan bayrağının indirilip Yunan askerinin çektirilmesi konusunda çözüm arayışları neticesinde İnal Batu'nun "Yunan askerinin bulunmadığı diğer adacığa çıkalım"[29] önerisiyle Batı Kardak'a gizlice Türk askerinin çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu amaç doğrultusunda 30 Ocak'ı 31 Ocak'a bağlayan gece Deniz Kuvvetleri'ne bağlı SAT timleri Batı Kardak'a gizlice çıkarak konuşlanmıştır. Ancak alacakaranlık saatlerinde söz konusu kayalığa SAT komandolarının yol alışları sırasında botun motorunun bozulması üzerine dönemin Donanma Komutanı Salim Dervişoğlu'nun "Kürek çekerek gidin"[30] talimatından dolayı etraftaki Yunan askerlerine gözükmeden kayalığa çıkmayı başarmışlardır.
 

Foto 6: 1 Şubat 1996 tarihli Hürriyet Gazetesi[31]


           Ayrıca hem krizin askeri boyutunun hem de diplomasinin yoğunluğunun zirvede yaşandığı 30-31 Ocak gecesi boyunca ABD Dışişleri Bakanı Richard Holbrooke her iki tarafla telefon diplomasisini sürdürmüş ve bu görüşmeler krizin çözümünün şekillenmesinde etkili olmuştur. 31 Ocak sabahına kadar yapılan bu görüşmeler neticesinde Yunan askerleri her türlü egemenlik sembolü sayılacak simgelerini de alarak kayalıkları terk etmesinin ardından SAT komandoları kayalıklardan ayrılmıştır. Böylece 38 gün boyunca iki devletin gündemini sürekli meşgul edip iki ülkeyi savaşın eşiğine kadar getiren bu kriz 30-31 Ocak gecesinde sıcak çatışma ihtimalinden diplomasiye çekilerek çözülebilmiş ancak iki ülke arasında sorun olan meseleler dondurulmuştur.  
 
         Diğer taraftan Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangalos'un 2016 yılında SKAI Tv'de katıldığı "Stories" isimli programda anlattığına göre, Kardak Krizi sırasında iki ülke arasında olası bir sıcak savaş ihtimaline karşı ABD gemileri, her iki ülkeden birinin füze fırlatmaya yönelmesi durumunda söz konusu ülkelerin silah sistemlerini bloke ederek füzelerin denize düşürülmesini sağlamak için Ege Denizi'nde hazır bekletildiğini ABD Dışişleri Bakanı Holbrooke tarafından krizden sonra kendisine anlattığını ifade etmiştir.[32] Pangalos'un yıllar sonra yaptığı bu açıklamada göstermektedir ki ABD, iki ülke arasında bir savaş çıkmaması için hem arabuluculuk görevini üstlenmiş hem de olası bir savaş ihtimaline karşı tedbir almıştır. Elbette NATO üyesi iki ülkenin arasında savaş yaşanması ABD'nin isteyebileceği bir durum değildir.
 

2.4. Kardak Krizi Sürecinde Uygulanan Kriz Yönetim Stratejileri

 
         Birbirine hem deniz hem de karadan komşu olan Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan Kardak Krizi'nin 38 günlük sürecinde uygulanan kriz yönetim stratejileri düşünüldüğünde Yunanistan tarafının bir deniz kazasını bir krize dönüştürerek bir oldubittiye getirmek amacıyla adaya ilk bayrak diken ve ilk asker çıkartan taraf olduğu ve müzakere sürecine yanaşmadığı dikkate alınırsa bu kriz sürecinde "Saldırgan Kriz Yönetim Stratejileri" uygulayan taraf olduğu görülmektedir.
 
    Türkiye'nin ilk andan itibaren konuyu müzakere yoluyla çözebilmek için diplomatik girişimlerde bulunması karşısında Türkiye'nin karar mekanizmasındaki karar vericilerin de Yunanistan'ın tutum ve davranışlarına göre kararlarını şekillendirdiği, Yunanistan'ın attığı adıma göre atacağı adımı belirlediği düşünülürse Türkiye'nin bu kriz sürecinin en başından itibaren "Savunmacı Kriz Yönetim Stratejileri"ni uyguladığı görülebilir. Ayrıca Türkiye, diplomatik girişimleri neticesinde Yunanistan'ı tecavüzkâr davranışlardan ve işgal ettiği topraklardan vazgeçmeye ikna etmek için güç kullanım tehdidi veya sınırlı güç kullanımı durumu düşünüldüğünde Türkiye'nin bu kriz sürecinde "Zorlayıcı Diplomasi Stratejisi" sayesinde maksadına ulaşmıştır.
 
        Diğer taraftan Türkiye Yunanistan'ın söz konusu kayalıklara bayrak dikip asker çıkartması karşısında Batı Kardak'a asker çıkarıp bayrak dikerek kendini eşit konuma getirmek için "kıssasa kıssas" stratejisini de başarılı bir şekilde uygulamıştır.  "Aslında, üzerinde kuvvet bulunmayan kayalığa asker çıkarmak, hem gerilimi azaltmaya yönelik bir  'jest' hem de kararlılığı göstermeye elverişli uygun bir hareket tarzı olmuş, karşı tarafa 'onurlu geri adım atma' fırsatını vermiştir."[33] Kısacası Kardak Krizi sürecinde Türkiye, diplomatik yollardan krizi çözmeye çalışmanın yanında Savunmacı Kriz Yönetim Stratejileri, Zorlayıcı Diplomasi Stratejisi ve Kıssasa Kıssas (Tit For Tat) Stratejisini uygulayarak maksadına ulaşmıştır.
 

3.    KARDAK KAYALIKLARI İLE İLGİLİ HUKUKİ DURUM

3.1. Lozan Barış Antlaşması İle İlgili Tezler

 
      Yunanistan'a göre 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması'nın 6. ve 12. maddelerinden[34] yer alan "üç mil ilkesi"ni 16. maddeye bağlayarak Türkiye'nin kıyıdan 3 milden daha uzaktaki ada, adacık ve kayalar üzerindeki tüm hak ve yetkilerinden feragat etmiş olduğunu iddia etmektedir.
Türkiye'ye göre; "üç mil ilkesi" Lozan Barış Antlaşması'nın 12. maddesinin kapsamına giren Boğazönü ve Saruhan Adaları ile alakalı bir durum olup Oniki Ada bölgeleri ile alakalı bir durum olmadığı gibi "üç mil ilkesi" devredilen ada, adacık ve kayalıklar ile ilgili olup antlaşmalar dışında kalan coğrafi oluşumlarla hiçbir şekilde alakalı bir durum değildir. Bu nedenle Türkiye, antlaşma dışında kalan ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenliğinden feragat etme gibi bir durumun söz konusu olmadığını iddia ettiği gibi Yunanistan'ında bu ada, adacık ve kayalıklar üzerinde hiçbir hakkı olmadığını iddia etmektedir. 

 

3.2. 28 Aralık 1932 Tarihli Mutabakat Zaptı İle İlgili Tezler

 
          Yunanistan, 28 Aralık 1932 tarihinde Türk ve İtalyan heyetlerinin bir araya gelerek hazırladıkları Mutabakat Zaptı'nı bir uluslararası antlaşma veya 4 Ocak 1932 tarihli Türk - İtalyan Ankara Sözleşmesi'nin bir eki olduğunu ileri sürerek 1947 Paris Barış Antlaşması ile Oniki Ada'nın kendisine devredildiği gibi İtalya'nın 28 Aralık 1932 tarihli Mutabakat Zaptı ile elde etmiş olduğu haklarında kendisine "halefiyet yolu" ile geçtiğini iddia etmektedir.
 
          Türkiye tarafına göre ise; Türk ve İtalyan heyetlerinin bir araya gelerek Kardak Kayalıkları'nın bulunduğu bölge ile ilgili hazırladıkları 28 Aralık 1932 tarihli Mutabakat Zaptı, metnin hazırlanmasına katılanların devletin antlaşma metnini oluşturmaya yetkili temsilcileri olmadığından dolayı uluslararası bir sözleşme niteliğinde olabilmesi için gerekli işlemler yapılmadığından ve söz konusu metin ile ilgili iç ve uluslararası hukukta gerçekleştirilmesi gerekli işlemlerin hiçbirinin de gerçekleştirilmediğinden söz konusu metin uluslararası bir sözleşme değildir. Ayrıca söz konusu metinle ilgili prosedür tamamlanmadığından her iki taraf tarafından da Milletler Cemiyeti'nde tescil ettirilemediğinden dolayı uluslararası bir sözleşme özelliğine de sahip değildir. Ancak Yunanistan'ın 4 Ocak 1932 tarihli Türk - İtalyan Ankara Sözleşmesi'nin bir eki olduğu yönündeki iddiaya gelince de söz konusu metin bir toplantı tutanağı olmasından dolayı daha öncesinde Milletler Cemiyeti'ne tescil ettirilmiş bir antlaşmasının eki olamayacaktır.  Bu nedenlerden dolayı Türkiye, Kardak Kayalıkları ile ilgili olarak Yunanistan tarafının aidiyet iddiasının mümkün olmayacağını söz konusu kayalıkların aidiyetinin Türkiye'ye ait olduğunu iddia etmektedir.

 

3.3. 10 Şubat 1947 Tarihli Paris Barış Antlaşması İle İlgili Tezler

 
          Yunanistan'a göre; 10 Şubat 1947 tarihli Paris Antlaşması ile İtalya'dan Yunanistan'a devredilen ada ve adacıkların konusu maddede yer alan "bitişik" kelimesini, Lozan Antlaşması'nda kullanılan "bağlı" kelimesiyle aynı olduğunu iddia ederek hiçbir zaman İtalya'nın egemenliğinde olmayan ada, adacık ve kayalıkları sahiplenmek istemektedir. [35]
 
         Türkiye'ye göre Türkiye'nin İtalya'ya ilgili antlaşma ile devrettiği ada, adacık ve kayalıkların ancak İtalya tarafından Yunanistan'a devredilebileceği onların haricindekilerin ise hiçbir türlü devredilemeyeceğini savunmaktadır. Diğer taraftan Kardak Kayalıkları ile Oniki Adalar'ın "bitişik adacık" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Çünkü Kardak Kayalıkları en yakın  Yunan adasına 5.4 mil uzaklıkta iken Anadolu'ya 3.6 mil uzaklıkta olduğundan Kardak Kayalıkları'nın Yunan egemenliğindeki adalara bitişik olduğu iddia edilemez. 
 

SONUÇ

 
         Türkiye ve Yunanistan arasında Kardak Kayalıkları özelinde başlayan kriz 38 günlük sürecin sonuna doğru gerilimin doruğa tırmanmasına rağmen herhangi bir askeri çatışma durumu yaşanmadan sonra erdirilmesi ileriki dönemlerde Türkiye ile Yunanistan arasında bir daha Ege Denizi ile alakalı veya Kardak Kayalıkları ile benzer statüdeki diğer ada, adacık ve kayalıklar ile ilgili herhangi bir sorun veya kriz çıkmayacağı anlamına gelmez. Çünkü kriz sonlandırılırken sadece Figen Akat gemisinin karaya oturması öncesindeki duruma geri dönülmüştür. Yani ihtilaflı başka bir deyişle aidiyeti / egemenliği tartışmalı ada, adacık ve kayalıklar ile ilgili iki ülke arasında herhangi bir uzlaşma durumu söz konusu olmadığından sadece "dondurulmuş" meseleler olarak bir kenarda beklemektedir. En ufak bir sürtüşmede bu meselelerin tekrar gündeme gelmesi mümkündür.
 
            Diğer taraftan bu kriz sürecinde NATO müttefiki iki ülke arasında savaşın çıkmaması için taraflar arasında arabuluculuk girişiminde bulunan ABD'nin de katkısı ile bu kriz askeri çatışmaya dönüşmeden bitirilmiştir. Türkiye'de bu kriz sürecinde uyguladığı stratejik taktikler sayesinde süreci başarılı bir şekilde sonuçlandırabilmiştir. Lakin bu süreç içerisinde Yunanistan'ın saldırgan tutumunu Türkiye uygulamış olsaydı veya söz konusu kayalıklara askeri ilk çıkaran ve bayrağı adaya ilk diken taraf olsaydı uluslararası arenada Türkiye'ye oranla Yunanistan'ın eli güçlü olacağından Türkiye'ye yaptırımlar muhtemelen uygulanırdı. Türkiye ilk andan itibaren Yunanistan'ın müzakere sürecine yanaşmamasına ve saldırgan tutumuna rağmen  diplomatik yollardan mücadele yolunu denemiş ve kıssasa kıssas stratejisini uygulayarak Yunanistan'ın  söz konusu kayalıkları terk etmesini sağlayabilmiştir.
 
         Ayrıca Ege Denizi ve ada, adacık ve kayalıklarla ilgili dondurulmuş bir vaziyette bir kenarda bekleyen sorunların diplomatik müzakerelere girmeden veya uluslararası yargı yolları denenmeden taraflardan birinin tek başına bölgede atacağı adımlarla çözülmeyeceği gibi atılacak her adım her an bir çatışma ortamının fitilini ateşleyebilecek potansiyelde bir krize neden olabileceğinden her iki ülkede sorunların barışçı yollardan çözümü konusunda uzlaşma içinde olmalıdır. Aksi takdirde asırlarda geçse iki ülke arasındaki bu sorunlar çözüme kavuşturulamaz.
 
 

KAYNAKÇA 


[1] Kardak Kayalıkları, tek bir kayalık olmayıp Batı ve Doğu olmak üzere iki kayalık olduğundan dolayı ikiz kayalık tabiri kullanıldı.
[2]" Yarı - Kapalı Deniz" kavramı 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 122. maddesine göre "İki veya daha çok devlet tarafından çevrili ve diğer bir denize veya okyanusa dar bir geçitle bağlı bulunan veyahut da bütünüyle veya büyük bir bölümü ile, iki veya daha çok devletin kara  sularından ve münhasır ekonomik  bölgelerinden oluşan bir körfez, bir deniz havzası veya bir denizdir." Daha geniş bilgi için bkz. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi,  http://www.unicankara.org.tr/doc_pdf/denizhukuku.pdf ,  03/01/2018.
[3]Yunanistan "Ege Adaları" olarak adlandırılmasından rahatsızlık duyup "Yunan Adaları" olarak adlandırılmasından taraftır. Bkz. Faruk Sönmezoğlu, Türkiye - Yunanistan İlişkileri, Der Yayınları, İstanbul, 2000, s.340.
[4]Ali Kurumahmut, Ege'de Temel Sorun Egemenliği Tartışmalı Adalar, TTK Yayınları, Ankara, 1984, s.4.
[5] A.g.e., s.5.
[6] Bülent Şener, Ege Denizi'nde Egemenliği Tartışmalı Ada, Adacık, Kayalıklar Sorunu ve Son Durum: Kardak Kayalıkları Kimin?, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2014/01/21/7392/ege-denizinde-egemenligi-tartismali-ada-adacik-kayaliklar-sorunu-ve-son-durum-kardak-kayaliklari-kimin , 03/01/2018
[7] Mustafa Güzel, Kardak Krizi Sorunu Kapsamında Türk - Yunan İlişkileri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, 2007, s.34; Yüksel İnan; Sertaç H. Başeren, Kardak Kayalıklarının Statüsü (Status of Kardak Rocks), Ankara, 1997, s.15.
[8] Nils Filmer, Kardak'ta Psikolojik Savaşın Tüm Detayları ve Bir Dahi; İnal Batu, http://kuzeyli48.blogspot.com.tr/2013/01/kardakta-psikolojik-savasin-tum.html , 02/01/2018
[9] Söz konusu kurtarma gemisi Yunan gemisi olduğundan Ömür Kurtarma Şirketi tarafından kiralandıktan sonra gemiye Türk Bayrağı çekilmiştir.
[10]  Egemenliği Antlaşmalarla Devredilmiş Ada, Adacık ve Kayalıklar,  http://www.turkishgreek.org/ikili-iliskiler/uyusmazliklar/ege-denizi-ne-iliskin-uyusmazliklar/item/9-egemenligi-antlasmalarla-devredilmemis-ada-adacik-ve-kayaliklar, 04/01/2018
[11] Cem Gürdeniz, Kardak Krizi ve Sonuçları, http://www.guncelmeydan.com/pano/kardak-krizi-ve-sonuclari-cem-gurdeniz-t36508.html , 04/01/2018
[12] Bülent Şener, Unutulan Bir Krizin Anatomisi ve Perde Arkası: Kardak Kayalıkları Krizi; http://www.21yyte.org/tr/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2014/01/30/7402/unutulan-bir-krizin-anatomisi-ve-perde-arkasi-kardak-kayaliklari-krizi 04/01/2018;  Fuat Aksu, Türk Dış Politikasında Zorlayıcı Diplomasi, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 2008, s.197.
[13] Bülent Şener, Unutulan Bir Krizin Anatomisi ve Perde Arkası: Kardak Kayalıkları Krizi; S.G. Ayman, Kardak Krizi'nin Türk - Yunan İlişkilerine Etkisi, Foreign Policy, Vol 1(2), 1998, s.114
[14]İnternethaber, Kardak Fotoğrafları 19 Yıl Sonra Yayınlandı, http://www.internethaber.com/kardak-fotograflari-19-yil-sonra-yayinlandi-foto-galerisi-1200825.htm?page=3 , 04/03/2018
[15] İnternethaber, Kardak Fotoğrafları 19 Yıl Sonra Yayınlandı, http://www.internethaber.com/kardak-fotograflari-19-yil-sonra-yayinlandi-foto-galerisi-1200825.htm?page=3 , 04/03/2018
[16] Hürriyet Gazetesi, http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/27880/2/1/hurriyet-gazetesinin-mansetlerinden-kardak-krizi , 04/01/2018
[17] Ayın Tarihi, 28 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-28 , 04/01/2018
[18] Ayın Tarihi, 28 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-28, 04/01/2018
[19] Ayın Tarihi, 28 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-28, 04/01/2018
[20] Detaylı bilgi için bkz. Ayın Tarihi, 29 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-29, 04/01/2018
[21] Ayın Tarihi, 29 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-29, 04/01/2018
[22] Detaylı bilgi için bkz. Cüneyt Arcayürek, 28 Şubat'a İlk Adım, Büyüklere Masallar Küçükler Dizisi, C.9, 2.baskı, Ankara, Bilgi Yayınları, 2003, s.320-321
[23] Detaylı bilgi için bkz.Ayın Tarihi, 29 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-29, 04/01/2018
[24] Ayın Tarihi, 30 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-30, 04/01/2018
[25] Zımni Ültimatom'un ültimatomdan farkı istemin yerine getirilmesi için herhangi bir zaman kısıtı ilan edilmemiş olmasıdır. Detay için bkz. Türkiye'de Zorlayıcı Diplomasi Uygulamaları http://www.tdpkrizleri.org/images/pdfmakaleler/dpkrizlerinde.pdf , 02/01/2018
[26] Ayın Tarihi, 30 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-30,  04/01/2018
[27] Ayın Tarihi, 30 Ocak 1996, http://ayintarihi.byegm.gov.tr/turkce/date/1996-01-30, 04/01/2018
[28] Hürriyet Gazetesi, http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/27880/2/3/hurriyet-gazetesinin-mansetlerinden-kardak-krizi ,04/01/2018
[29] Yalım Eralp, Perdeyi Aralarken Bir "monşer"in Hatıratı, Doğan Kitap, İstanbul, Mart 2017, s.191.
[30] a.g.e.,  s.191.
[31] Hürriyet Gazetesi, http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/27880/2/5/hurriyet-gazetesinin-mansetlerinden-kardak-krizi, 04/01/2018
[32] Yalım Eralp, Perdeyi Aralarken Bir "monşer"in Hatıratı, Doğan Kitap, İstanbul, Mart 2017, s.192-193.
[33] Aydın Şıhmantepe, Kardak Krizi Sürecinin Kriz Yönetim Prensipleri Açısından İncelenmesi, Güvenlik Stratejileri, Yıl 9, S.17, s.140.
[34] Lozan Barış Antlaşması'nın Maddelerine bkz. TBMM, Lozan Sulh Muahedenamesinin Kabulüne Dair Kanunlar,https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc002/kanuntbmmc002/kanuntbmmc00200343.pdf, 02.01.2018
[35] Ruslan Kamalov, Ege Sorunları, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, 2007, s.33

(OCAK 2018)
Bu yazıya yorum yaz

Bu yazıya ait yorum bulunmamaktadır!

Ad - Soyad :
E-Posta :
Yorum :
Güvenlik Kodu :